|
www.mugla-turizm.gov.tr |
|||
|
|||
|
Pınara |
|||
|
Fethiye-Eşen yolu üstünde, 45. km’den batıya ayrılan yol izlenirse Minare köyüne ulaşılır. Minare köyünün halkı, ören yerine çıkan toprak yolu gösterebileceği gibi traktörlerle de ulaşımda yardımcı olmaktadır. Likya dilinde yuvarlak anlamına gelen Pınara sözcüğü kimi yazıtlarda Pinale biçiminde okunmaktadır. Likya birliğinin önemli kentlerinden olan Pınara, Xanthos, Tlos, Patara, Myra ve Olympos ile birlikte üç oy hakkına sahipti. Satrap Piksodaros döneminde kentin ilişkileri bilindiği gibi, Büyük İskender’in Asya seferi sırasında İ.Ö.334-333 yılında adından sözedilir. Kentin batı kesimindeki yüksek kayalık bölge ilk yerleşim yeri olmalıdır. Roma çağında daha alçak olan kayalıkla aradaki sırta inen kentin tiyatrosu yer sorunu yüzünde neredeyse kent dışına, kuzeydoğuya inşa edilmişti. Kentgezisi: Bekçi kulübesinin bulunduğu noktada araç terkedilirse kentin gezilmesi tam anlamıyla aşağıdaki biçimde kolaylıkla gerçekleşir. Bekçi kulübesine göre güneybatı kesimdeki çınarlı dere yatağının doğuya bakan kaya yüzlerinde sayısız Likya tipi mezar bulunur. Bunlardan en büyüğü ve önemlisi bir kent betimlemesi içerenidir. Yerel bir kralın mezar anıtı olması gereken yapının ayrıntılarında Helen geleneklerinden gelen plastik betimlemeler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi saçakları taşıyan hatıl başlarındaki Gorgonlar’dır. Yapının sundurma kesimine girildiğinde sağlı sollu olarak kent manzarası görülür. Bir Likya kentinin surları, surların gerisinde direkli mezarlar, lahitler ve arka planda yine surlarla berkitilmiş yükseltideki saray, boşluklarda evler ve figürler, mutlaka izlenmesi ve incelenmesi gereken ayrıntılardır. Kral Mezarı diye de bilinen bu kent manzaralı mezardan yukarı kayalığın güney kenarı izlenerek yokuştan çıkılırsa hem kaya mezarı örnekleri yeterince incelenmiş hem de kolaylıkla sırttaki yerleşimi bölen caddeye ulaşılmış olur. Buradan sağlı sollu yapılar, sütunlu portikolar izlenerek çam ağaçlarının altındaki kare avlulu, köşe sütunlarının kesitleri kalp biçimli olan-ancak bu kalp biçimlerinin taşlar üstüste dururken asla gözükmediği-bir yapıya ulaşılır. Yapının taşlarından birinde bulunan phallik kabartma nedeniyle Aphrodite’ye gönderme yapanlar bulunmaktadır. Kent aşağı kayalığının kuzey ucunda bulunan boğa boynuzlu mezar ise özgün bir örnek olarak tanımlanır. Kentin dışında kalan tiyatro ile odeion, neredeyse günümüze hiç dağılmadan ulaşmıştır. Ancak bölgenin bitki örtüsü ile kaplı olması geziyi biraz zorlaştıracaktır. Batıdaki yüksek kayalıkta görülen mezarlara “güvercin yuvası” adı veriliyor. Yukarıdan iple sarkılarak yapıldığı sanılan mezarların Likya’daki en eski mezar tipi olması gerekir. Fethiye-Kaş karayolunda, Eşen’den sonra sağa ayrılan Bozoluk asfaltıyla ulaşılan Letoon, bir kutsal alandır. Aslında Ksanthos kentine kuş uçumu 4 km uzaklıktadır. Apollon ve Artemis’in anaları olan Leto’nun anısını yaşatan bu tapınak çevresi, Likya için önemli bir dinsel merkezdi. Anadolulu bir anatanrıçadan Hellenleşmiş olan Leto, ortada bulunan ve İ.Ö. 300 yılı sularına tarihlenen bir tapınakta saygı görüyordu. İyon düzenindeki tapınağın tüm ayrıntıları günümüze ulaşmıştır. Leto ananın tapınağının doğusundaki küçük tapınak ise diğer ikisinin aksine çevresi sütun dizili olmayan, yalın planlı bir yapıdır ve İ.Ö. 4. yüzyıldandır. En doğudaki ise Leto’nunku gibi çevresi sütun dizisiyle çevrili Hellenistik tapınak Dor düzenindedir. Yapının içinde bulunan Artemis’in ok ve sadağı, Apollon’un liri konulu mozaikler, tanrıçanın ikiz çocuklarının simgesi olarak gösterilmişlerdir. Tapınakların çevresinde bulunan Aramca-Hellence-Likçe yazıt, bölgenin tarihsel olaylarını gösterdiği gibi yerli dilin çözülmesine yardımcı olmuştur. Şimdi Fethiye Müzesi’nde saklanan yazıtta Hekatomnos oğlu Piksodaros’un adı okunur. Roma döneminde Letoon, tapınakların batısında yeralan dairesel bir çeşme anıtı ile bütünlenmiş, kuzey yönüne Hellenistik dönemde yapılan ve Roma çağında geliştirilen bir stoa ile güzel bir perspektif kazandırılmıştır. Tiyatrosu yamaca oyulmuş olan Letoon’da türlü şenliklerin yapıldığı anlaşılıyor. Tiyatronun izleyici yerlerine ulaşmada kullanılan tonozlu geçitlerin mimarlığı izlenmeye değer. Sahnesinin bulunmayışı tiyatronun önündeki düzlemde yapılabilecek spor oyunlarının izleme kolaylığını akla getiriyor. Tiyatronun doğu vomitoriumundan çıkar çıkmaz görülen semer damlı Likya lahtinin üstüne yan gelmiş bir figürün işlenmiş olması, yerli sanatla Roma geleneklerinin buluşması olarak yorumlanabilir. Yeri-ulaşım: Likya bölgesinin başkenti konumundaki yerleşime Fethiye-Kaş karayolu üstündeki Kınık beldesinden sola ayrılan ve 1 km süren yolla ulaşılır. |
|||
|